FANTEZİ FUTBOL REHBERİ

FANTEZİ FUTBOL REHBERİ

Oyun kavramını tanımlamaya yönelik çalışmalar bilgisayar, konsol oyunları ve mobil oyunlar yaygınlaşmadan önce de yapılmıştır. Bu çalışmaların en bilinir olanlarından birisi Hollandalı filozof ve tarih profesörü Johan Huizinga’ya aittir. Yazar; Homo Ludens isimli eserinde, oyun kavramını inceleyen diğer bilim insanları gibi fizyolojik ve psikolojik anlamdan ziyade kültürle olan bağıntısını incelemektedir. Hatta oyunun kültürden daha eski olduğunu da iddia eder. Huizinga; ”oyunun zevkli yanı nedir”, ”bebekler neden oyun oynarken zevkten bağırır”, ”oyun oynayanın neden hırstan gözü döner”, ”neden insanlar futbol müsabakasında çılgınca heyecanlanır” gibi sorular sormaktadır.

Johan Huizinga’ya göre oyunun özü, tahrik etme gücünde bulunmaktadır. Bu tahrik gücü hayvanlarda da insanlarda da güçlü bir şekilde bulunur. Oyun aynı zamanda keyfe kederdir. Her an ertelenebilendir, görev değildir  ve boş zaman içinde gerçekleştirilir. Ancak oyun kültürel bir işlev haline geldiği zaman zorunluluk, görev ve ödev kavramları ona dahil olmaktadır.

Futbol seyircisi de sahaya en yakın şekilde oyun duygusunu yaşamaya çalışır. Mahalle arasında top oynayan çocukların kaleye geçtiğinde Buffon veya Neuer, forvette Messi veya Cristiano Ronaldo olduğunu düşündüğümüzde, aslında oyunun ne kadar içinde olmak istediğimiz gerçeğini anımsayabiliriz. Hayatın rutin akışı içinde var olma zorunluluğumuz gereğince zaman bizleri sokaktan alır ve bilgisayarların başına koyar. Bu süre zarfında futbol seyircileri olarak sokakların tozuyla değil, birtakım ekran başı aktivitelerle oyunun içinde kalırız. Bunların en başında da fantezi futbol oyunları gelir.

Futbola duyduğumuz aidiyeti artıran, stratejik zekâmızı ortaya koyabildiğimiz bir oyundur fantezi futbol. Aynı zamanda hepimize Mourinho veya Guardiola olduğumuzu hissettirir. Ayrılan bütçeyi olabildiği efektif şekilde kullanabilmek ise yöneticilik meziyetlerimizin tezahürüdür. Bu oyunların tutkunları olarak bizler öylesine zevk alırız ki durumdan, oyun kavramının psikolojik, fizyolojik ve Huizinga’nın iddia ettiği gibi bundan da daha fazlası olduğunu derinden hissederiz.

Bütün bu oyunların ortak özellikleri olduğu gibi kendine has kuralları da olabilir. Oyunların yapımcıları; bütçeler, yedekli-yedeksiz kadrolar, haftalık yapılabilecek transfer sayısı gibi ayırt edici özelliklerle oyuncunun kalbine farklı yollardan gitmeye çalışırlar. Her oyunda mutlaka şans kavramı vuku bulsa da takip, bütçe yönetimi ve futbol bilgisi bu oyunların temelini oluşturur. İşin teknik boyutlarına da oldukça hakim olmak gerekir. Oyunun kişisel tercihlere bağlı olmasının yanı sıra ”yapılması gerekenler listesi” halini alan nüansları da mevcut. Klasik haline gelmiş birkaç detayla incelemeye geçelim.

1-) Sezon Stratejisini Belirle

Fantezi futbol oyunlarının gerçekle bağlantısının yüksek olması, oyunun hayati önem arz eden en temel kuralıdır. Zira oyun, gerçek performanslar üstüne kuruludur ve sahadaki başarı bizlerin oyundaki başarısını doğrudan etkiler. Bu sebepten dolayı maçları takip etmek ve öngörü yeteneği stratejinin belirlenmesinde ana rol oynar.

Takım oluşturma stratejisinin en mühim kısmı lig başlarken yapılan ilk tercihlerdir. Birçok fantezi futbol oyununda sınırsız oyuncu transfer hakkı bulunmadığından 1.hafta öncesi seçimler çok önemlidir. Oyuncuyu sıralamada üstlere taşıyan durum ilk haftada, her hafta en iyi olmasa bile sezon sonunda en çok puan getirecek futbolcuları, bütçe dahilinde seçebilmektedir. Bütçenin kısıtlı olması da tam bu noktada sezon stratejisini belirlemeyi mecbur kılar. Oyuncular genel olarak iki strateji izler:

– ”Real” Kafalar

En çok tercih edilen sistemlerden biri budur. Örneğin; UEFA Şampiyonlar Ligi Fantasy Football oyununda forvet üçlüsünü Messi, Ronaldo, Suarez olarak belirlerseniz vay halinize! Kadronun geri kalanını vasat kere vasat oyunculardan oluşturma mecburiyeti, daha 15 oyuncunun 3 tanesini seçmekle baş gösterir. Elbette bu yöntemin oldukça işe yaradığı görülüyor. Seçilen yüksek bütçeli oyuncuların takımlarının en çok puan getirme ihtimali olan oyuncular olduğunu düşünürsek, birkaç kelepir seçimiyle stratejinin başarıya ulaşma şansı yüksek. Bazen hayat biraz Los Galacticos…

– Atletico’cular

Oyunun yapımcıları tarafından oyunun en çok rağbet göreceği aşikâr olan birkaç futbolcunun bütçeyi göçertmesi bir yana, hepsini takıma katmak istesek de bu durum diğer oyuncuların seçiminde karın ağrıtır. Daha ortalama fiyatlı oyunculardan, daha geniş bir kadro seçimi yapmak uzun vadede oldukça etkili sonuçlar verebiliyor. Özellikle oyuncuların sakatlık veya ceza durumlarında alternatifli kadronun üretilmesi müthiş bir can simidi. Bu tercihte bulunan oyuncu sayısı da oldukça fazla ve haftanın birinciliğinden çok sezona yayılan bir başarı arzulayanların sıklıkla başvurdukları bir yöntem olarak karşımıza çıkıyor. Hepiniz Simeone’siniz!

2-) Kaleye Yakubu, Savunmaya Visca, Orta Sahaya Bebbe

Oyunun basit matematik kuralları, bizi her daim skora katkı veren oyuncuları almaya yöneltiyor. Hal böyle olunca asist veya gol ortalaması yüksek olan oyuncuları tercih etmek en akıllı seçimler haline dönüşüyor. Oyunlarda Dimitar Ivankov, Rogerio Ceni, Jose Luis Chilavert gibi gole direkt katkı sağlayabilen bir kaleci yoksa ya da Süper Lig’in en çok oynanan fantezi futbol oyunlarından birinde beyinleri mavi ekran veren editörler santraforu kaleci yapmazsa elbette bu tercihi en sağlam savunma yapan takımlardan yapmak gerekiyor.

Süper Lig’e gelen en golcü kalecilerden biri(!)

Savunma oyuncuları için ise durum biraz daha farklı. Zira her oyunda mutlaka birkaç tane orta saha oynayan fakat oyunda savunmacı olarak gözüken futbolcular yer alıyor. Selçuk İnan, Edin Visca, Emmanuele Giaccherini gibi orta sahada, hatta zaman zaman forvet hattına yakın olan oyuncuları daha sıklıkla görebiliyoruz. Bu tip oyuncular her kadroda bulunması gerekenler arasında yer alıyor çünkü attıkları goller ve yaptıkları asistler, oyunda orta saha ve forvet olanlardan daha fazla puan getirebiliyor.

Fantezi futbol oyunlarında mantık geliştikçe top kapmalara, kaleci kurtarışlarına puanlar verilmeye başladı. Yine de hala birkaç mevkiinin önemi oldukça az. Bunların en başında ön liberolar geliyor. Onların seçilmesi ve oyundaki dengenin kurulması için biraz daha zaman var gibi gözüküyor. O dönemlere gelene kadar yine skor üreten orta sahalara yönelmek zorundayız. Orta saha oyuncularının gol yemediğinde de genellikle 1 puanı ceplerine koyduklarını da düşünürsek bütçeyi en çok harcayabileceğimiz pozisyon burası olabilir.

3-) Her Şeyin Başı, Duran Topların Başı

Günümüzün meşhur tabiriyle mağlup olmaya veya galibiyete giden yol kale önüne ”otobüs çekmek”ten geçiyor. Jose Mourinho’nun takım halinde savunma yaptırarak en olmadık takımlara büyük başarılar yaşatmasından sonra önemli bir furya haline gelen kapalı savunma, Euro 2016’da da iyi meyve verdi. Başarı baskının bir ürünü olan sıkı savunmalar, haliyle pozisyonlarda azalmalara ve tempoda düşmelere neden oldu. Duran toplarla kazanılan gollerle 1-0 galibiyetlere uzanan takımlar günümüzde oldukça fazlalaştı. Fantezi futbol oyuncuları için de pozisyon fakirliğinin baş gösterdiği günlerde en önemli çözümlerden birisi duran top kullanan oyuncuları takımda bulundurmak. Başta takımların penaltıcıları olmak üzere; kornerleri ve serbest vuruşları kullanan oyuncuların birkaçı mutlaka takımınızın geniş kadrosunda bulunmalı. Zira aksi takdirde kafanızı taşlara vuruyorsunuz…

4-) Zamanı Efektif Kullan

Bazı oyunda içinde bulunulan lig haftasının ilk maçına 1 saat kala, bazısında 15 dakika kalaya kadar, bazısında ise tam maç saatine kadar transfer yapma şansınız vardır. Özellikle maç saatlerine yakın zamana kadar transfere izin veriliyorsa mutlaka kadrolar kontrol edilerek oyuncu değişikliği yapılmalı. Herhangi bir kadro sürprizine yakalanmamanın yanı sıra, sürpriz olarak ilk 11 başlayan düşük maliyetli oyuncuları transfer ederek güzel bir risk de alınabilir. Bu risk olumlu olarak sonuç verirse yükselen oyuncu maliyetlerinde bütçeye katkı sağlanabilir ve çoğu kişide bu oyuncunun olmadığını düşündüğümüzde birçok kişinin önüne geçme şansı da doğabilir.

Aynı zamanda bazı oyunlarda bulunan ”wildcard” uygulaması da zamanı etkili kullanmayı gerektirir. Şampiyonlar Ligi ve UEFA Avrupa Ligi oyunlarında grup maçlarında sıralaması kesinleşen takımlar rotasyona gidebilir ya da performansı düşebilirken, Premier Lig’de ise eksik maçlar olabildiği haftalar ve sakatlıklar baş gösterdiğinde wildcard yoluna başvurulmalı.

5-) Lig Oluştur

Dağları delseniz de tek başınıza, bu oyun tek tabanca takıldığınızda bir düzeye kadar zevkli olabiliyor. Çevrenizde futbolla ilgili insanlara oyunları mutlaka; komşusuna nemlendirici, ruj, allık vs. satan orta yaş Türk kadını gibi tanıtın. Bilenler bilmeyenleri bilgilendirsin ki lig kurularak rekabet oluşsun, alınacak haz iki kat artsın. Ortada oyunun geyiğini döndüreceğiniz birileri yoksa, yalnızlıktan kendi kendine konuştuğunuzu görecek ve endişeleneceksiniz.

Huizinga’ya kulak verin. Oyunun özü mücadele ve tahrikten geçer…

AH

24